No. 06 Kıyaslama Hataları
Genelleştirme Safsatası
İngilizcesi: Hasty Generalization
İki tane gördün, hepsini tanıdın. Tebrikler, istatistikçi.
Ha bu köyün minibüsçüleri hep deli gibi sürer!
Bugün ikisine bindum, ikisi de uçuyordu. Hepsi böyle!
İki tane bindun, kırk tane var. Otuz sekizini de bir dene.
Nedir?
Bir iki örneğe bakıp koca bir gruba hüküm vermek. Örnekler az, üstelik çoğu zaman en dikkat çekenler; oysa grup büyük ve sıkıcı çoğunluğunu görmedin bile.
Kalıbı
- Gördüğüm birkaç A, B’ydi.
- Öyleyse bütün A’lar B’dir.
Neden tutmaz?
Genelleme yapmak kötü değil; hayat böyle öğreniliyor. Sorun örneklemde: iki üç örnek, hele kızgınken aklında kalanlar, bir grubun ortalamasını temsil etmez. En kötü şoför hatırlanır, kırk sakin şoför unutulur. Kalıp yargıların çoğu böyle doğar: az örnek, yüksek güven.
Nasıl yakalarsın?
- “Hep”, “hepsi”, “hiçbiri” gibi kelimeler; arkasında iki üç hikâye.
- Örnekler hep kişisel ve hep dramatik: birinin başına gelen bir şey.
- “Kaç tane gördün?” sorusunun cevabı: “Gördüm işte, yeter.”
Ne dersin?
“Kaç tane gördün?” Sonra: “Görmediklerin kaç tane?” İkinci soru genelde yeter. Karşı örneği de hemen ver: “Benim bindiğim üçü gayet sakindi.”
Safsata olmadığı zaman
Örneklem yeterince büyük ve temsil ediciyse genelleme meşrudur; anketler ve klinik deneyler böyle çalışır. Bazı tek örnekler de güçlüdür: bir zehirli mantar, o tür hakkında genelleme yapmaya yeter. Fark, örneğin sayısında ve tipik olup olmadığında.
Örnekler
- Aile“Bu telefon markası bozuk; kuzeninin ikinci telefonu da bozuldu.”
- İş“Yeni mezunlar çalışmıyor; geçen yıl aldığımız ikisi de gitti.”
- Sağlık“O ilaç işe yaramıyor, komşu içti geçmedi.”
- Futbol“Bu hakem hep bize karşı; iki maçta iki penaltı vermedi.”